|
Gladyswrote:
Where are you? I don' t know on you, a lot of time.
Oct. 16
|
|
|
ALEWwrote:
Bugun benim doğumgünüm davetlimsin ;)
Today I invited my birthday http://alevmeleklersehri.spaces.live.com/
May 30
|
|
|
ALEWwrote:
Ve sen, dört duvarın soğukluğunu ruhunda yaşarken bulduğun ince bir çatlaktan duyulmak için sessiz çığlıklar attığın oldu mu hiç…? Ve attığın, sessiz çığlıkların tüm dünyayı dolaştıktan sonra tekrar sana döndüğü ve hiç ıskalamadan seni tam ruhundan vurduğu oldu mu hiç…? Ve ruhunda açılan bu yaraların, koca bir kara delik olmasına seyirci kalıp hatta bu durumu cömertçe desteklediğin oldu mu hiç…? Ve yalnızlık; ruhunda bir acıyken ve seni her gün, her saat, her dakika ve hatta her saniye kemirirken, çaresizliğin ve acizliğin ne olduğunu anladığın oldu mu hiç? Ve seni, dışarıdan görenler; mutlu sanırken sen kendi içinde tarifsiz bir yalnızlık ve dayanılmaz bir acı çektiğin oldu mu hiç…? Ve yalnızlıktan, kurtulmak için çabalarken çırpınışlarının çözüm yerine şimdiyi çekilmez kıldığını ve seni yakan ateşi daha da artırdığını fark ettiğin oldu mu hiç…? Ve insanlardan, yardım isterken insanların, senin yüzüne karşı iyi davrandıklarını; fakat içlerinden seslice küfür ettiklerini duyduğun oldu mu hiç…? Ve bunu duyduğun halde yalnızlık korkusu ile mücadele etme yerine ne kadar da iyi olduklarını söyleyip üstelik bir de teşekkür ettiğin oldu mu hiç…? Ve herkesin senden çok şeyler beklediğini; fakat hiç kimsenin sana, fazlasını değil sadece gereken değeri bile vermediğini fark ettiğin oldu mu hiç…? Ve hayatının anlamını, sorguladığın zamanlarda bu soruyu cevaplandıramamana rağmen hayatımın mutlaka bir anlamı olmalı diye sayıkladığın bitmez saniyelerin oldu mu hiç…? Ve bir suçlu ararken; hayatındaki tek suçlunun kendin olduğunu öğrenince kendinden bile kaçıp olmayan sığınaklara saklandığın oldu mu hiç…? Ve bu sığınaklarda, yaşarken ya da öyle olduğunu zannederken aslında geç fark edilmiş bir ölümün gereklerini yerine getirmeye çalıştığını anladığın oldu mu hiç…? Ve bunun üzerine, niteliksiz bir ölüm için kendi ölüm fermanını imzaladığın oldu mu hiç…? Ve bu karar, uygulanırken hayatındaki sahte seyircilerin olmamasına hem üzüldüğün hem de sevindiğin oldu mu hiç…? Ve kendi ölümüne, ağlarken gözyaşlarının tükenip akmadığı oldu mu hiç…? Ve güne son dediğin anda, sana hazırlanan yatağın buzdan daha soğuk olduğunu fark ettin mi hiç…? Ve dondurucu soğu hissedip tekrar gözlerini açtığında ayağa fırlayıp şükürler olsun Ya Rab! bu bir rüyaymış deyip sevinç gözyaşları döktüğün oldu mu hiç…? Ve yalnızlık denen kör düğümü çözmeye çalışırken tırnaklarını kırıp; acizleştiğin anlarda canını dişine takıp hem yaşamalıyım hem de başarmalıyım dediğin oldu mu hiç…? Ve bunun üzerine gözyaşlarını hemen silip yalnızlık denen canavar seni yiyip bitirmeden, onu darağacında sallandırmayı başardığın oldu mu hiç…? Ve sahip olabilmek için ona, bir damla misali görünürde güçsüz; fakat özünde güçlü ve damlalar gibi sabırlı olmak gerektiğini geç de olsa anladığın oldu mu hiç…? OYSA BEN... “Kaçmak istiyorum, çılgınlar gibi; fakat çıkış yolu yok mudur nedir…? Her kapıda kırılması zor kilitler var ve anahtarsa hiç taşımam… Ondan olsa gerek yenilirim tüm savaşlarda… Oysa yenmek için yalnızlığı; kırılgan ruhum, sahip olup da farkında olmadığı tüm silahları ile baş kaldırmalı ve meydan okumalı…” http://alevmeleklersehri.spaces.live.com/ günaydın arkadasım
May 29
|
|
|
ALEWwrote:
Ben diye bir gece yokken
Olmayan yıldızların ışığı gözlerini yakacak Ağlamalarım gelecek aklına Durup dururken sigaran sönecek Söylemediklerin dudaklarını ıslatacak Taa gözlerinden... Kıyamazsın sen bana bilirim Kıyamazsın sen bana BİLİYORUM BU GECE BENİ DÜŞÜNECEKSİN! ..
May 7
|
|
|
ALEWwrote:
kaçağım
eşkiya aşklar yaşarım durmadan kaşla göz dağla uçurum arası arası konar göçerim sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşil sevdalar sığsın istetrler defnelere küçücük saksılarına yetmezdağ başlarının teslimiyeti istenir ya katlim ya ihanetim bilmezler başka yol olduğunu ben eşkiya yani her yanı pusu gözlerindeki dumanlı dağlara sığınmam bundandır o zaman keyif çatarım silah diye sevdanın doruğuna buzullar erir nehirler yatak değiştirir sevdalarımı ışıklarında yıkarlar sonrada yürekleri seslerinde gürülgürül akarlar çıplak suretleri dağ başlarını resmeder işte o dem iklim değişir hüzün olur yüreğimden gayrısına sır vermediğim doğrudur kaçaklık bu hadi gel şahrudum dağlara gövde verelim göğsüm tahtasının altı o yoksa vuracak hasretin beni bi tenhada yakışırmı bi kaçağa ecel eliyle ölmek...
May 3
|